Sanallık sanmak - sanılmak mı, gerçeklik mi? Sizce ?

Sevgili okurlar, şu an satırlarında buluştuğumuz Arkadaşlık sitesi sanal beraberliğinde ister istemez, başlığa yerleştirdiğim kavramları düşünmekteyim.

'Sanallık' , gerçek olmayan bir aldatmacadan mı ibarettir aslında? Ya 'Gerçek'? Gerçekten nedir? Algılayıp yaşadığımızdan emin olduklarımız 'gerçek', sandıklarımız 'sanal' mı oluyor? Hepimiz tüm gerçeklerimizi ve sanallıkları gerçekten ayırt edebiliyor muyuz ki? Nedir bizim gerçeklerimi

Sabah uyanınca yaşamaya başladıklarımızı, etkilendiklerimizi 'gerçek' diye kabul edip, gece düşlerimizde gördüklerimize sadece 'rüya' derken, gerçeklerimizle düşlerimiz arasındaki geçiş noktasının nerede başlayıp nerede bittiğinin gerçekten farkında mıyız? Yaşadığımız gerçek olarak şartlandırıldığımız bu dünyanın ve yaşamının ne kadar gerçek olduğunu ne biliyoruz? Hepimizin bakıp gördüğü, hissettiği, duyduğu bu dünya ve uyanıklık gerçeği içinde hepimizin gördükleri, zihnine nakşettikleri gerçekten bir diğerinin aynı mı? Yoksa, her birimiz kendi genlerimizin, yeteneklerimizin, algılama hassamızın bizlere gösterebildiği kadarını mı gerçek diye görüyoruz. Bence hepimiz dünyayı ve yaşamı farklı farklı görmekte ve duymaktayız. 

Kırmızı dediğimiz renk hepimizin göz bebeğinden aynı tonda mı geçiyor? Kırmızının coşkusu beyin hücrelerimizde aynı yangınları mı yaratıyor? Grinin tonları hepimiz için aynı mı? Brahms'ın Requem'ini dinlerken notaları Brahms'ın hissettiğince mi duyuyoruz hepimiz? Yeşilleri, mavileri, alları isimlendirirken, karanlıktan korkarken, beyazın saflığında buluşurken aynı hisleri mi yaşıyoruz?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sohbet - Su damlasi- Chat

Yabancı Biriyle Evlenmek

Evlenmek İstiyorum Numaram